Oyun Bağımlılığı Üzerine

Oyun Bağımlılığı Üzerine

Oyun Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı kavramından önce oyunun tanımını yapmamız gerekmektedir. Oyun, yetişkinlerin dünyasında iş’in karşıtı olarak görülürken, çocuğun dünyasında en önemli iş’tir. Çocuk, yaşamının ilk yıllarından itibaren oyun aracılığıyla gelişimini sürdürmektedir. Dolayısıyla oyun dendiği zaman yetişkinlerin, durumu çocuk açısından ele almaları gerekir. Doğası gereği çocuk için vazgeçilmez bir enstrüman olan ‘oyun’ özellikle günümüz dünyasında çocuğun en büyük düşmanı haline gelmiştir. Sebebi de hepimizin bildiği gibi Bilgisayar-internet oyunlarıdır.

Oyun dendiği zaman çocuğun dünyayı tanıması, dünyaya adaptasyonu, sosyal normları, kültürünü, değerlerini öğrenmesi akla gelmelidir. Ne hazindir ki günümüzde oyun dendiği zaman ‘Adam vurmaca, Balon patlatmaca’ gibi hiçbir entelektüel aktivite gerektirmeyen, aksine beyin gelişimine, dolayısıyla öğrenme kapasitelerine ket vuran ciddi bir sorun akla gelmektedir. Eğitici olduğu için masum olarak gördüğümüz bazı çizgi filmler bile çocuğun hayal dünyasına engel olmaktadır. Eskiden anlatılan hikayeler çocuğun hayal aleminde kendi renkleriyle boyadığı, kendi düşüncesiyle dizayn ettiği, zihni birer antrenman niteliğindeydi. Doğayla iç içe oynanan oyunlar, akran gruplarıyla sosyal etkileşimin kuvvetli olduğu ve sosyalleşmenin kuvvetlendiği birer gelişim alanıydı. Ayrıca çocuk, enerjisini oyun vasıtasıyla gelişim motorunu çalıştırmak için kullanırdı.

Kentleşmeyle beraber çocuk evde adeta hapis hayatı yaşamaya başladı. Artık oyun oynadığı arkadaşları bile kendi apartmanından olmak zorunda. Yan apartmanın çocuklarıyla (site güvenliği nedeniyle) iletişim kuramaz durumda. Bu durumdaki çocuk evde annesine ‘sorun!’ çıkarmaktadır. Annelerin imdadına TV, Bilgisayar, Tablet, Telefon vb. teknolojik aletler yetişmektedir. Bu teknolojik aletler ne yazık ki hem hesaplı, hem de etkili bir ‘Teknolojik Bakıcı’ niteliğindedir. En ‘huysuz’ çocuk bile ‘teknolojik bakıcı’ sayesinde ‘uslu’ durmaktadır. Örneğin hiperaktif çocuklar bile TV karşısında sakin bir şekilde uzun süre kalabilmektedir. Çocuğun tableti, telefonu vb. araçları çok iyi kullanması, onun zeki olduğunu göstermez, aksine öğrenme kapasitesinin tehdit altında olduğunu gösterir. Bu tür teknolojik ‘oyuncaklar’ çocuğu dar bir alana hapseden, çocuğun sosyal iletişim becerisine sahip olmasını engelleyen, doğal gelişimin önünde ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu tehdit ise aileler tarafından yeterince iyi anlaşılmamaktadır.

Teknoloji bağımlılığının alt yapısını farkında olmadan erken dönemde hazırlayan aile için sorunlar çocuğun okula-kreşe başlamasıyla ortaya çıkar. Evde hiç yapmaz denilen olumsuz davranışları sosyal ortamlarda çocuğunun yaptığını gören aileler kimi zaman dehşete kapılmakta, kimi zaman da sorunu okulda aramaya yönelmektedir. Evde yerinde durmayan, hoplayan zıplayan çocuk kreşte ‘süklüm püklüm’ olmuştur. Aile de bu durumu hayretle karşılar. Bugüne kadar yeterli seviyede iletişim becerisi geliştirememiş, dar bir alanda elinde tabletle büyümüş bir okul çocuğunun sosyal hayata ilk adımı ‘travmatik’ nitelikte olabilmektedir.

Problem, çocuğun lise hayatında da büyüyerek devam eder. Henüz duygularını ve dürtülerini denetleyemediği erken yaşlarda çeşitli bahanelerle ‘teknolojik bakıcının’ önüne konulan çocuk büyüdüğünde çoktan bağımlı hale gelmiştir bile.

Bağımlılık nedir?

Bağımlılık, kişinin bir maddeyi ya da davranışı kullanmayı bırakamama veya kontrol edememe şeklinde tanımlanabilir. Bağımlılık denince ilk akla gelen çeşitli zararlı maddelere karşı geliştirilen bağımlılıklardır. Aileler için dehşet verici olan bu tür bağımlılıklara karşı önlem alma gayreti daha fazla ön plana çıkmaktadır. Oysa ki davranışsal bağımlılık dediğimiz türden bağımlılıklar aileler tarafından yeterli seviyede korkutucu algılanmamaktadır. Oyun bağımlılığı da günümüz için en tehlikeli davranışsal bağımlılıklarından biridir.

Neden Oyun Bağımlılığı?

Çocuk, anne ve baba tarafından özgürlüklerini sınırlayan bir engel olarak algılanıyorsa, aile kısa yoldan çocuğu terbiye etme yoluna gidecektir. Bu bakış açısıyla çocuğa bakan ebeveyn için çocuğun uslu durup ‘sorun’ çıkarmaması önemlidir. Çocuğun ne yaptığı önemli değildir. Yeter ki çocuk ‘rahat’ dursun.

Kimi çocuklar kaygıdan kurtulmak için takıntılı bir şekilde oyun oynama yolunu tercih etmektedirler. Sorunlarla, aşması gereken problemlerle uğraşması gereken çocuk-genç hayal dünyasında, oyunlarda rahatlar ve gerçek dünyadaki çaresizliğin yerine oyunlardaki ‘kahramanı’ ikame eder. Dışa vuramadığı öfke vb. duygularını oyun vasıtasıyla boşaltır.

Kimi zaman sosyalleşme konusunda özgüven eksikliği yaşayan bireyler ergenlik döneminde çeşitli marjinal gruplara dahil olma yönünde bir eğilim gösterebilirler. Günümüzde oyun üzerinden bir sosyal grup aidiyeti, sanal da olsa gençler tarafından kabul görmektedir.

Çözüm Nitelikli Zaman Geçirmek

İlgili de olsa ebeveynler şunu bilmelidir ki hayat, hiçbir zaman boşluk kabul etmez. Çocuğun eğitiminden birinci derecede sorumlu kurum; aile’dir. Çocuğuyla nitelikli zaman geçirmeyen ebeveynlerin, çocuklarının kaygılarını, korkularını, iç dünyasında olup bitenleri ıskalama ihtimalleri yüksektir. Böyle bir ıskalamanın önüne geçmenin tek yolu da çocukla-gençle konuşmaktır. Konuşmak denilince akla nasihat etme gelmemelidir. Konuşmada amaç çocuğun-gencin anlaşılması olmalıdır, ebeveynin kendi görüşünün doğruluğunu telkin etmesi değil.

Unutmayalım! Çocuğa çok zaman ayırmak önemli değildir. Önemli olan çocukla nitelikli zaman geçirmektir.

Oyun bağımlısı olduğumu nasıl anlarım?

Son bir yıl içinde aşağıda belirtilen durumların en az beşi bulunuyorsa oyun bağımlılığından bahsedebiliriz.

  1. İnternet oyunlarıyla aşırı uğraşma. Kişi bir önceki oyunu düşünür, ya da bir sonraki oyunu oynamayı beklemektedir. İnternet oyunu oynama, günlük hayatta en baskın eylem haline gelmiştir.
  2. İnternetten uzaklaştırıldığında bu durumu öfke, bunaltı veya üzüntü ile karşılamaktadır.
  3. Oyun oynamak için gerekli olan sürenin zamanla arttırılması ihtiyacı belirir.
  4. İnternet oyunlarına katılımı kontrol altına alabilmek için yapılan girişimler başarısız olmuştur.
  5. İnternet oyunları haricinde daha önce ilgi duyulan, sevilen aktivitelerin eskisi kadar ilgi çekici gelmemesi söz konusudur.
  6. Problemlere yol açtığını bilmesine rağmen, kişinin oyunları aşırı kullanmaya devam etmesi durumu.
  7. İnternet oyunlarıyla ilgili olarak harcadığı zaman konusunda aile üyelerine ya da diğer kişilere yalan söylemesi.
  8. İnternet oyunlarnı olumsuz duygularından (çaresizlik hissi, kaygı, suçluluk vb.)kaçmak amacıyla kullanması.
  9. Önemli bir ilişki, iş, eğitim ya da kariyer olanağını internet oyunlarına katılabilmek için tehlikeye atmış ya da kaybetmiştir.

Oyun bağımlılığından madde bağımlılığına

Bilgisayar oyunlarında en çok saldırganlık ve güç kullanma temaları yaygındır. Çoğunlukla erkek çocukların oynadığı oyunlar da büyük oranda şiddet içeriklidir. Oyun bağımlılığı, beraberinde madde bağımlılığı riskini de getirir. Özellikle merdiven altı internet cafeler, kötü arkadaş ve dolayısıyla kötü alışkanlıklar edinmeleri açısından da gençler için bir tehdit oluşturmaktadır.

Empati kapasitesinde düşüş ve Düşmanlık

Araştırmalar, şiddet içerikli bilgisayar oyunları oynamanın saldırgan davranışlarda anlık artışlara yol açtığını ve bu durumun süresinin uzadığına dikkat çekmiştir. Ayrıca her gün 90 dakika ya da daha uzun bir süre şiddet içerikli bilgisayar oyunları oynayan çocukların kaygı düzeyleri daha yüksektir ve yaşıtlarına oranla engellenmeye karşı daha hassas olurlar. Gerçekten de laboratuar ortamında kısa süreli bile olsa şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına maruz kalan araştırma katılımcılarında genel duygusal düşmanlık düzeyinin arttığı görülmüştür. Dolayısıyla saldırgan davranışlardaki artışı harekete geçiren güç, şiddet içerikli oyunların neden olduğu duygusal düşmanlık düzeyindeki artış ve başkalarıyla empati kurma kapasitesindeki düşüştür.

Aslında bu durum TV ile de yakından alakalıdır. Nedeni ise yapılan bir araştırmaya göre TV’de şiddet içerikli programlar, filmler izleyen çocuklar büyük oranda şiddet içerikli oyunlara yönelmektedir.

Ayrıca dünyada ciddi bir sektör haline gelmiş olan oyunlarda ciddi anlamda ücretler karşılığında çeşitli (karakter vb.) alım satımlar yapılmaktadır.  Oyunlarda ‘ürün yerleştirme’ yapılarak, çocukların ve gençlerin belli ürünleri alma konusunda manipüle edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Özetle karşımızda aileyi, dolayısıyla tüm toplumu tehdit eden, çocuklarımızı ve gençlerimizi ekonomik meta haline getirmeye çalışan bir sistem durmaktadır.

Ne yapmalı?
  • Çocuklarınızı arkadaşları ile doğal yollardan görüşmeleri için yönlendirin, akran grupları içerisinde sosyalleşmesini sağlayın.
  • Çocuklarınızı yetenek ve ilgi alanlarına uygun spor dallarına yönlendirin.
  • Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini destekleyin, onları bir araya getirecek aktivite planlayın.
  • Çocuğunuzun bilgisayar kullanımını kontrol edin ve sanal ortamdaki arkadaşlarını tanıyın.
  • Bilgisayarlarınızda güvenli internet uygulamalarının olmasına özen gösterin.
  • Uzun süreli bilgisayar kullanan çocuğunuzu engelleyemiyorsanız mutlaka uzman yardımı alın.
  • Günlük internet kullanım saatlerini değiştirin.
  • Haftalık internet kullanımı çizelgeleri hazırlayıp, uyulmasını sağlayın.
  • Destek grupları ya da aile terapisi gibi yöntemleri hayata geçirin.
  • Yapmayı isteyip de fırsat bulamadığı faaliyetleri bir deftere yazmasını sağlayın, internet kullanmak için yoğun istek duyduğunda yazdıklarından birini yapmasını isteyin.

Ne yapmamalı?

  • Akıllı telefon/tablet vs. gibi aletleri çocukları teselli etmek, susturmak için asla kullanmayın.
  • Çocukların kontrolsüz ve uzun süre internet kullanmasına izin vermeyin.
  • Yemek ve çay saatlerinde bilgisayar başındaki çocuğa servis yapmayın, size katılmasını sağlayın.
  • TV veya internet benzeri teknolojik alet merkezli ev düzeni kurmayın.

Yaygın olarak akademik anlamda çok ciddi zararlara yol açan oyun bağımlılığı, gençlerimizin geleceklerinin, hayallerinin, hedeflerinin önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Bu konuda sorun yaşayanların mutlaka yardım alması gerekmektedir.

Hakan TOKGÖZ

Konya – Klinik Psikolog-EMDR Terapisti

 0551 111 6504

Yararlanılan kaynaklar:

Haluk Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, Remzi Kitabevi

DSM 5 Tanı Ölçütleri, Hyb yayınevi

Helen Bee, Denise Boyd, Çocuk Gelişim Psikolojisi, Kaknüs Yayınevi

http://www.yesilay.org.tr

Aynur Pekcanlar Akay,Eyüp Sabri Ercan, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Yayınları