Uçmayı bilmeyen kuş / Ayrılma kaygısı bozukluğu

Uçmayı bilmeyen kuş / Ayrılma kaygısı bozukluğu: Ayrılma kaygısı bozukluğu çocukluk döneminde anne babadan ayrılamamakla başlayarak yetişkinlikte de devam etme riski bulunan bir bozukluktur. Her şeyden önce bu konu hakkında ebeveyn eğitimi çok önemlidir. Her anne-baba çocuklarını koruyup kollarken, aynı zamanda bu korumanın da belli bir derecede kalması ve çocuğun doğal gelişimini engelleyecek, bireyleşmesinin önüne set çekecek seviyede işlevsiz bir hale gelmemesi son derece önemlidir.

Belirli kritik gelişim dönemeçlerinde çocuğun özerkleşme hareketlerinin desteklenmesi hayati derecede önemlidir. Eğer ebeveyn çocuğun yapışır da onun bireyleşme, bağımsız hareket etme girişimlerini ‘başına bir şey gelmesin kaygısıyla’ engellerse çocuk da bu kaygıyı alarak bağımsızlık iddiasından vazgeçecektir. Adeta kanatları olduğu halde, bu kanatları hiç kullanma girişiminde bulunmayan bir kuş gibi, uçması gerektiği zaman da uçamayacaktır.

Ayrılma kaygısı bozukluğu belirtileri genellikle 8-12 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. Ergenlerde sosyal fobi yaygınken, çocuklarda ayrılma kaygısı bozukluğu daha yaygındır. Genellikle 5-8 yaş arasında ayrılıkla ilgili kabuslar görülürken 9-12 yaş arasında aşırı üzüntülü olurlar. Ayrıca ergenlerde fiziksel yakınmalar da görülebilmektedir.

Ayrılma kaygısı bozukluğu genellikle özgül fobi ve genel kaygı bozukluğu ile birlikte (%50) görülür. Ayrılma kaygısı bozukluğu yaşayanların 3’te birine de depresyon teşhisi konulduğu belirlenmiştir.

Diğer kaygı bozukluklarına oranla çocuklarda ayrılma kaygısı bozukluğu tedavi oranı çok yüksektir.

Ayrılma kaygısı bozukluğu, çok düşük oranlarda olsa da yetişkinlikte de devam edebilir. Nedeni ise büyük oranda güvenli bağlanma sorunudur.

Biyolojik faktörler, çevreden çok daha az etkilidir.

Ayrılma kaygısı bozukluğu olan çocuklar akranlarına göre daha çok ‘Negatif düşünceye’ sahiptir.

Aile Süreçleri:

Anne-baba tutumları, yolunda gitmeyen evlilik ilişkisinde anne ve çocuğun babaya karşı koalisyon kurmaları gibi etkenler Ayrılma kaygısı bozukluğuna sebep olabilmektedir.

Kimi annelerin çocuğuyla ilişkisinden aldığı etkin doyumu babaya tercih etmesi de sebepler arasında belirtilebilir.

Ayrılma kaygısı bozukluğu olan çocuk, anne-babada var olan kaygıyı kapar ve ebeveynini rahatlatmaya çalışır. Çocuk, zihnini ebeveyninin sağlığı ve iyi olmasıyla meşgul eder ve bunun neticesinde ayrılma kaygısı bozukluğu  gelişir.

Ayrılma kaygısı bozukluğu olan çocukların yüksek oranda kaygı ve depresyon bozukluğu olan ailelerden geldiği bilinmektedir.

Ayrılma kaygısı bozukluğu olan çocukların anneleri %68 oranında kaygı bozukluğu, %53 oranında depresyon hastası olduğu ortaya çıkmıştır.

Daha genç, daha az destek gören annelerin daha fazla kaygılı oldukları bilinmektedir.

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu Belirtileri

DSM 5 tanı ölçütlerine göre Ayrılma kaygısı bozukluğu belirtileri aşağıda belirtilmiştir:

  1. Aşağıdakilerden en az üçünün olması ile belirli, kişinin bağlandığı insan­lardan ayrılmasıyla ilgili, gelişimsel olarak uygun olmayan ve aşırı düzeyde bir kaygı ya da korku duyması:
  2. Evden ya da bağlandığı başlıca kişilerden ayrılacak gibi olduğunda ya da ayrıldığında hep aşırı tasalanma.
  3. Bağlandığı başlıca kişileri yitireceği ya da bu kişilerin başına, hastalık, yaralanma, yıkım, ölüm gibi kötü bir olay geleceğiyle ilgili olarak, sü­rekli bir biçimde, aşırı tasalanma.
  4. Bağlandığı başlıca kişilerden birinden ayrılmaya neden olacak, isten­medik bir olay (örn. kaybolma, kaçırılma, bir kaza geçirme, hastalan­ma) yaşayacağıyla ilgili olarak, sürekli bir biçimde, aşırı tasalanma.
  5. Ayrılma korkusundan ötürü, okula, işe ya da başka bir yere gitmek için dışarı çıkmayı, evden uzaklaşmayı hiç istememe ya da buna karşı koyma.
  6. Evde ya da başka ortamlarda tek başına kalmaktan ya da bağlandığı başlıca kişilerle birlikte olmamaktan, sürekli bir biçimde, aşırı korku duyma ya da bu konuda isteksizlik gösterme.
  7. Evinin dışında ya da bağlandığı başlıca kişilerden biri yanında olma­dan uyuma konusunda isteksizlik gösterme ya da buna karşı koyma.
  8. Yineleyici bir biçimde, ayrılma konusunu da içerene karabasanlar görme.
  9. Bağlandığı başlıca kişilerden ayrıldığında ya da ayrılacak gibi oldu­ğunda bedensel belirtilerle (örn. baş ağrıları, karın ağrıları, bulantı, kusma) ilgili yineleyen yakınmalarının olması.
  10. Bu korku, kaygı ya da kaçınma süreklilik gösterir, çocuklarda ve ergenler­de en az dört hafta, erişkinlerde altı ay ya da daha uzun sürer.
  • Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, okulla ilgi­işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
  1. Bu bozukluk, otizm açılımı kapsamında bozuklukta değişikliğe aşırı direnç göstermekten ötürü evden ayrılmaya karşı koyma, psikozla giden bozuk­luklarda ayrılmaya ilişkin sanrılar ya da varsanılar, agorafobide güvenilir bir eşlikçi olmadan dışarı çıkmaya karşı koyma, yaygın kaygı bozukluğun­da önem verdiği diğer kişilerin başına bir hastalık ya da başka kötü bir olay gelecek olmasından ötürü kaygılanma ya da hastalık kaygısı bozuk­luğunda bir hastalığının olduğuna ilişkin kaygı duyma gibi başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

Hakan TOKGÖZ

Klinik Psikolog / KONYA

05511116504